banner resim 1

spot sanal tur

spot nirvana bülten

spot foto galeri

spot uyguladığımız testler

spot kitap önerilerimiz

Evham-Vesvese Hastalığı Ve Belirtileri

Obsesif Kompulsif Bozukluk, günümüzde psikiyatrik açıdan teşhis kriterleri ve tedavi yolları konusunda önemli yollar kat edilmiş bir ruhsal bozukluktur. Hastalığın tedavisinin yaygınlaşmasına hizmet etmek amacıyla konuyla ilgili tanı kriterlerini ve tedavi yollarını detaylı biçimde değerlendiren makalelere yer vermeyi sürdürüyoruz.

Obsesif kompulsif bozukluk halk arasında evham veya vesvese hastalığı denilen psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Hasta kendisine ve yakınlarına zarar vereceği, ahlaki değerlerine ters veya kendisini dinden çıkaracağına inandığı, mukaddes değerlere küfür ve saygısız düşüncelere sahip olduğu duygusu taşır. Bunlara obsesyon (vesvese) denir. Obsesyon (saplantı) irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden, bilinçli çaba ile kovulamayan, yineleyen düşüncelerdir. Bu düşünceleri (vesvese) aklından uzaklaştırmak ya da beklenen bir felaketi önlemek amacıyla hastanın belli bir kalıpta yaptığı davranış veya düşünce kalıpları vardır.

Bunlara kompulsiyon (zorlantılı eylem ve hareketler) denir. Bu hareketlerden en sık görülenleri: Sayma, kontrol etme, düzenleme, yıkama veya yıkanmadır. Hasta aptalca ve saçma bulduğu halde tekrar tekrar eşyaları sayar. kontrol eder, yeni baştan düzenler, yıkar ya da dakikalar hatta saatlerce ellerini yıkar veya yıkanır. Hastalar kendisi ve yakınlarının kesin emniyet içinde olması için gerekli hareketlerin tam olup olmadığından (Gaz vanası açık mı? Gece kapılar kitlendi mi?, Ellerimdeki mikropları yıkadım mı? vb.) sürekli şüphe duy arlar. Hasta bu hareketleri belli bir sırada yapma duygusu yaşar. Sırayı şaşırır ya da araya başka bir şey girerse bütün davranışlarını baştan alır. Bu hareket ve davranışlar ı belli sıra, sayı veya biçimde yapmazsa kendisine veya ailesine kötülük geleceği, kutsal şeyler (Allah, Peygamber)
hakkında şüphe veya hiç olmayacak şeyler düşünecekmiş gibi his olur. Bu düşünce ve davranışlar kişiye mantıksız gelmekle birlikte bunlara direnmek veya boş vermek, ortaya çıkan yoğun endişe nedeniyle mümkün olamaz. Doğal olarak birçok kişi hastalık olarak değerlendirilemeyecek düzeyde düzenlilik, temizlik, dini ve ahlaki değerler, doğruluk, güvenlik gibi konularla ilgilenir. Ancak bu kişilerden çok azında rahatsızlık gelişir.


Hastalar başlangıçta belirtileri gizlemeye çalışırlar. Bunları anlamsız, gereksiz hatta saçma ve aptalca buldukları için belli etmemeye çalışırlar. Halkın arasında bu rahatsızlığın uzun süre banyoda kalınca ortay a çıktığı sanılır. Zaten hastalık kendisini ilk olarak uzun süre yıkanma belirtisiyle gösterir. Bundan dolayı cinci ve üfürükçü hocaların "Banyoda cine uğramış, cin çarpmış" sözleri halkı kandırmada kolaylık sağlamaktadır. Ergenlik ve gençlik döneminin en riskli dönem olduğunda hekimler arasında fikir birliği vardır.

Hastalığın Belirtileri

Hastalık çeşitli belirti kümeleri şeklinde görülebilir.

Bunlar:

1.Kirlilik şüphesi ve temizlik davranışı: Çevresinin kirli olup olmadığından şüphe eder. Köpek pisliği arabasının kapısına değmiş olabilir mi, elini sıktığı kişiler tuvaletten sonra ellerini yıkamamış olabilir mi, dokunduğu eşyalar başkalarının idrar dışkı ve menisi ile kirlenmiş olabilir mi kuşkuları olur. Hasta kirli olduğunu düşündüğü eşyalara dokunmaktan kaçınmaya çalışır. Zorunlu olarak dokunma sıkıntı ile olur ve hasta elini yıkar. Bu hastalarda belli yerlere dokunma ya da dokunmama; kullandığı ya da evdeki eşyaya birisi dokununca bu eşyanın temizlenmesi; saatlerce bul aşık, çamaşır yıkama, yıkayıp durulama, sık banyo yapma ve en sık bitmek tükenmez el yıkamaları görülür.

2.Zarar vereceği ve tam yapmadığı şüphesi ve kontrol etme davranışları: Temel belirti bir işi yapıp yapmadığından emin olmamadır. Hastada kapıyı, ocağı, pencereyi, musluğu, ışığı vb. açık bıraktım kuşkusu vardır. Hasta yaptığı işin (dikkatsizlik veya yeterince uyanık olmama sonucunda) kendisi veya etrafındaki kişilere zarar vereceği endişesini taşırlar. Hasta bu endişesini gidermek için yaptığı her işi kontrol eder. Ancak bu kontroller defalarca tekrarlarken, saatlerce sürebilir.

3.Cinsel, saldırgan ve dinsel içerikli şüpheler: Hasta çevresindeki kişilere yönelik uygunsuz cinsel hayal, eşcinsel olduğu şüphesi gelir. Saldırgan içerikli olanlarda kendisini, çocuğunu, eşini öldüreceğinden korkma tipiktir.

4.Mükemmeliyetçi ve sayıcılar: Aynılık ve simetri yaşamları için çok önemli hale gelmiştir. Her şeyi belli bir düzen ve simetri içinde tutmak için çalışır. Bir davranışı belirli bir şekilde yapmak zorunluluğu duyduğu için hareketleri tekrar tekrar yapmak zorunda hisseder. Evden belirli bir biçimde çıkma, yolda çizgilere basmama ya da kare taşların tam ortasına basma gibi davranışlarında eksiklik ya da yanlışlık olunca bütün hareketleri tekrarlama görülür. Bazı hastalar gördükleri say ı ve yazıları okumaktan kendilerini engelleyemezler. Hastalar gördükleri otomobil plakalarını, mezar taşlarını ve dükkân tabelalarını okumadan rahat edemezler. Yine bazı hastalar ileride lazım olacağını düşünerek çeşitli eşyaları biriktirebilirler. Ev zamanla çöplüğe dönüşebilir. Bazı hastalar da kuşkuya düştükleri davranışlarında Abdesti doğru mu aldım?", "Namazı eksik mi kıldım?', "Kapıyı kilitledim değil mi?' gibi sorularla çevredekilerden doğru ve eksiksiz yapıp yapmadığının onayını alma ihtiyacı duyar. Bazı hastalar ise yaptığı işi belirli bir sırayla ve mükemmel bir biçimde yapmaya çalıştığı için yavaş davranır ve çok zaman kaybeder. Bu hastalarda dikkati çeken temel bir özellik de büyüsel düşüncenin varlığıdır. Hastalar dış dünyada, herhangi bir fizik eylemin aracılığı olmaksızın sadece düşünerek bir olayın olmasına yol açabileceği duygusunu taşırlar. Bu kişiler için düşünmek bir şeyin olması için yeterlidir. Formüle edersek düşünce ve hareket eşittir; aynıdır. Kişi başkaları hakkında saldırgan, olumsuz, çirkin, kötü bir olay düşününce ya da aklına gelince bunların gerçekleşeceği korkusuyla bu kötü şeylerin gerçekleşmemesi için dua okur, garip hareket ya da anlamsız bir şeyi 3 veya kendisince önemli ve uğurlu bir sayı kadar tekrarlar ya da düşündüğü ayıp,günah veya çirkin şeyin tersini düşünür veya söylerler.

Hastalığın Nedeni

Biyolojik nedenler son yıllarda daha fazla suçlanmaktadır. Beyinde sinirler arasında ara ileticisi olan (transmitter) maddelerin eksikliği; özellikle serotonin adlı madde suçlanmaktadır. Yakın akrabalarda bu hastalığın daha sık görülmesi kalıtımsal geçişi düşündürmekte ise de, aile içi öğrenme ve etkilenme göz ardı edilmemelidir Beynin bazı bölgelerinde yapısal ya da işlevsel bir bozukluk söz konusu edilmektedir. Çocuğun anal dönemde (tuvalet eğitiminin öğretildiği dönem) tuvalet eğitimi esnasında aşırı denetleme ve zorlanmasının bu hastalığa yol açtığı psikanaliz açıklamada iler i sürülmüştür. Obsesyonel düşünceler, bastırılmış dürtülerin türevleridir. Ana! Dönemde sevgi ve nefretin uyuşması sağlanmadığı için yoğun bir iki değerlilik (ambivalans) ortaya çıkar. Sevgi ve nefret duygularının eşzamanlı yaşaması sonucu obsesif-kompulsif kişi ne yönde davranacağı bilememenin kararsızlığıyla çıkmaza gir er. Yer değiştirme (displacement), yapıp bozma (undoing), karşıt tepki kurma (reaction-formation), yalıtma (isolation) bu hastaların kullandığı savunma mekanizmalarıdır. Davranışçı görüş obsesyon ve kompulsiyonları belli sorunlara bağlı bunaltıyı azaltmak için bulunmuş ve zamanla koşullandırılmış davranış kalıpları olarak açıklar. İlk önce özel bir olay ya da düşünce ile oluşan bunaltı kompulsif hareketlerle azaltılır. Daha sonra benzer durumlarda aynı hareketler tekrarlana tekrarlana öğrenilir.


Bilişsel görüşe göre bir olayın varlığından çok bu olayı yorumlayışı kişide özgül duygusal yanıta yol açmaktadır. Bu kişilerde abartılı sorumluluk, suçluluk duyguları ve düşünce ile hareketlerin zihinsel birlikteliği önemlidir. Kendi zihinsel dünyasıyla gerçek dış dünya arasındaki sınırlar net değildir. Düşündüğü ve hayal ettiği şeylerin yaşamında gerçekleştiğini görmek bunlardan aşırı sorumluluk duyma ve suçluluk duygularıyla sonuçlanmaktadır. Bu hastalar öfkelerini sözel olarak dile getirmekte güçlük çekmekte, bunun yerine düşüncede kötülüğe başvurmakta, bundan doğan rahatsızlığı gidermek için de etkisizleştirme davranışları geliştirmektedir. Ayrıca obsesi(-kompulsif bozukluğu olan hastalar belirsiz durumlarla karşılaşmayı güç bulmaktadır. Bu hastalar karar verme gereksinimi içindedirler ancak var olan olasılık çok fazIa bilgi toplamayı gerektiriyorsa karar vermeyi erteleyebilirler. Hastalar seçeneklerin çok fazla olduğunu varsaymakta, bu nedenle kararın uygun olmadığı sonucuna varmaktadırlar. Hastalar zarar verici durumları tehlikeli olarak kabul etmektedirler.

Hastanın abartılı sorumluluk duygularının var olduğu belirtilmektedir. Hastalar "gerçek dışı tehdit içeren" değerlendirmeler yapmaktadır. Bu kişiler tehdidi aşırı derecede yaşamaktadırlar. Olayın hem olma ihtimalini hem de gerçekleştiğinde olabilecekleri abartmaktadırlar Sonuç olarak diyebiliriz ki, serotonin adı verilen maddenin azalmasına yol açan kalıtımsal yatkınlığın üzerine öğrenmenin (toplumun değer yargıları, ahlak kuralları ve ailenin davranış kalıpları) ve bilişsel çarpıtmaların etkisi olabileceği söylenebilir. Ama aileler tek başına ve öncelikli olarak şüphe ve vesvese hastalığına neden olmaz.

Popüler Psikiyatri Dr. Sıtkı KARACA• Psikiyatrist